• Twitter
  • Facebook
  • Google+
  • RSS Feed

10 Nisan 2014

Paygamberler Şehri'ne cuma günü akşamüstü vardığımızda nefes almadan Balıklı Göl'e gittik. Burada kutsal sayılan ve korunan balıkları besledikten sonra çay bahçesinde atıştırma mahiyetinde yediğimiz kebap yiyeceklerimizin teminatı olmuştu :) Cumartesi sabahı Hz. Eyyub sabır makamı ve Göbeklitepe'yi gördükten sonra Harran kentine gittik. Medeniyetlerin kesiştiği bu yer Arap ülkelerine geçişte çok önemli bir nokta. Arı kovanı biçiminde evlerini mutlaka görmek gerek !

Urfa'nın en meşhur kebapçılarından biri olan Çardaklı Köşk'te yemek yedik, patlıcanlı kebap, bostana salatası, lebeni ve özellikle şıllık tatlısı mutlaka tadılmalı. Gündüz gözüyle tekrar Balıklıgöl'e gittik ve menengiç içip biraz alışveriş yaptık. Akşam ise herkesin hayatta bir kere tecrübe etmesi tavsiye edilen sıra gecesine katıldık. 

Instagram'dan diğer fotoğraflara bakabilirsiniz : sbldmrc

Sevgiler,















8 Nisan 2014


Uzun zamandır Instagram fotoğraflarını blogda paylaşmıyordum ve oldukça biriktiğini farkettim. Tatil postlarına başlamadan önce geçtiğimiz haftalarda neler yaptığıma bakalım. Yaz yaklaşırken beni serinleten sabah smoothie seanslarım, Roma dönemi kitaplarım, vintage,retro düğünler için fotoğraflar incelemek bugünlerde favorim. Herkese mutlu bir hafta diliyorum.


 Lidyana ile ekinoksu kutladığımız harika bir sabah daveti. Zeynep Turan'ın burç yorumları ve totemlerle çok iyi vakit geçirdik. Burada habere girip okuyabilirsiniz.

 Yeşilköy'de yeni açılan Lebnaan Restaurant Lübnan mutfağının en güzel yemeklerini sunuyor.


Geçtiğimiz hafta Taktik İletişim'in davetiyle günü birlik olarak Ankara'da açılışı yeni yapılan Next Level alışveriş merkezine gittik, Ankara'lı arkadaşlarımızla da görüşmüş olduk. Yeni AVM ise ikonik yapısıyla dikkat çekiyor. Uçakta çektiğim bu fotoğraf ise son dönem trendi boy friend jeans !

 Son günlerdeki eğlencem Roces Kaykay 

 Ju İstanbul'da Fashion Week öncesi kahve keyfi


Vogue ve Loreal işbirliği ile gerçekleştirilen Ombre etkinliği için House Hoteldeydik. Burada tüm fotoğrafları görebilirsiniz.

 Sabah kahvaltıları yummy

 Evde sushi yaparsam böyle güzel olur :)

7 Nisan 2014


Takip edenler bilir ki haftasonunu Şanlıurfa ve GaziAntep'te geçirdim. Belgesellerden izlediğim muhteşem yerleri bizzat görmek beni çok etkiledi. Özellikle Halfeti ve Balıklıgöl.. Zaman kısıtlı olduğu için araba kiralayıp görülmesi gereken noktalara uğradık ve bol bol fotoğraf çektik. Stil postumu Harran Ovası'nda çekmek istedim; tam olarak keçilerin ve çobanların arasında :)

I spent my weekend at Sanliurfa and Gaziantep. It impressed me to see those places which I watched at documentary. Especially Halfeti and Balikligol.. We had rented a car to check every point I determined before and took a lot of photos. Outfit post was shooted between goats and sheperds at Harran Ovasi :)

Gömlek - Shirt : Zara
Pantolon - Pants : Zara
Çanta - Bag : Accessorize
Gözlük - Shades : Upwatch (Uplooks)
Ayakkabı - Heels : Schutz 
Bileklik - Bracelet : Mango





 





4 Nisan 2014

3 yıl önce Romeo kanserden öldüğünde, o günlerde duyduğum tarifi olmayan üzüntümden dolayı asla köpek almayacağım konusundan yeminler etmiştim. 6,5 yıl koynunda uyuttuğun bir varlığın acılar içinde gitmesine bir kere daha kalp dayanmazdı. Tam 2 ay sonra Twitter'da sokak hayvanları hesabını takip ettiğim günlerde bir köpek gördüm, mutsuz ve telaşlı görünüyordu, üstelik Romeo'ya da çok benziyordu. Çok üzüldüm, "artık bağlanmam, Romeo kadar asla sevemem alayım yuvası olsun"dedim. Annem ve babam hiç istemedi, bağlanmak istemediklerini söyledi. Dinlemedim. Gece vakti gidip aldım. Adını Orfe koydum. Bizimle kalmayı kabul etmedi, sürekli kapıyı tırmaladı, gitmek istedi, yemedi içmedi. Bir ailesi vardır, belki kaybolmuştur diye bulundugu bölgedeki tüm veterinerleri petshopları aradım, kayıp ilanlarına baktım. Ama Orfe sokağa atılmış bir köpekti, üstelik hiç beslenememiş, dişlerinde kırık oldugu gibi gelişmemişti de. Burnunda aldığı darbeden dolayı bir delik vardı. Ben işten eve geldiğimde biraz elimle besliyordum, onun dışında hiçbir şekilde sevgi gösterisine cevap vermiyordu. Bir gece kapıyı açık bulup kaçmıştı, gece 1'de tüm Yeşilköy'ü altüst ettik bulmak için bulamadık tam ümitlerimiz kırıldığı anda eve kendi kendine geri döndü ve o geceden sonra Orfe bizim oğlumuz oldu. Mutlu ve huzurlu yuvamıza ayak uydurdu. Yavaş yavaş kendisine alıştım, Romeo'ya hiç benzemiyordu hareketleri, hep Romeo gibi oynamasını istiyordum ama asla oyuncakla oynamadı, hiç ağzına çorap alıp gezdirmedi. Hep hüzünlü bir köpek oldu. Ama harika vakit geçirdik, kendisiyle çok gezdik, çok sarıldık, şımardık. Eve geldiğimde beni kapıda karşılaması, bacaklarıma sarılması dünyanın en büyük mutluluğu oldu benim için. Geceleri hep ayak ucumda uyudu. Evlendiğim zaman bazen bana misafir olarak geldi ama annemler o kadar seviyordu ki sırf ben evde yokken sıkılmasın diye onu bana tamamen vermediler bile. Biz asla başka bir köpek daha sevemeyiz derken Romeo'nun tüm sevgisini ona verdik. Bizim huzurumuz, mutluluğumuz evimizin neşesi oldu. 

Bundan 3 hafta önce ishalle birlikte kusma başlayınca çok endişelenmedim zaten alerjik ve nazik bir hayvan olduğu için birşey dokunmuştur diye düşündüm. Fakat röntgende karnında kocaman bir tümör çıktığında yıkıldım. Ameliyat da olsa tedavi de görse kanser köpekleri bir kere vurduğunda kurtuluşu olmadığını defalarca dinledim. Süreç sadece köpek için ızdırap sahipleri için de üzüntü oluyor. Herşeye rağmen ameliyat olduk. Bir gece uyumadan başında bekledim. O kadar çok kan kaybetti ki o gece öleceğini sandım, veteriner "bu geceyi çıkaramayabilir" dediğinde kabullendim çünkü bilinçsiz şekilde yatıyordu. 2 gün sonra bu durumu atlattı, yemek yemeğe başladı yeniden ümitlendim. Kemoterapi'ye başlamamız gerekiyordu. 10 gün sonra kemoterapiye güle oynaya gittik, oradan çıkınca birlikte balık ekmek bile yedik. Eve getirip yatırdım öpüp çıktım. Gece yediği herşeyi kusmuş, hastalanmış. Haftasonunu da halsiz geçirdi, bunların hepsi kemoterapinin yan etkileri diye düşünürken salı sabahı iyice halsizleşti. Acilen veterinere götürdük, serum takılınca bacak arasında morarma farkettik. Karnını içeri doğru çekiyordu. Meğer kan pıhtısı yapmış ameliyat yeri ve 1 saat sonra kaybettik. Öleceğini anladığımda ona sarıldım, çok acı çekmemesi ve hemen ölmesi için allaha dua ettim. Ve bir melek gibi gitti :(

Bunları paylaştığım insanların çoğu beni asla anlayamaz. Çünkü asla bir kedi köpek beslememiş, bırakın beslemeyi bir sokak kedisine bile sevgiyle bakmamış, bir kap su bırakmamış. Bilmiyorlar ki o da allahın yarattığı bir can.. En yakınımdaki insanların yalandan ah vahları o kadar çok hissediliyor ki.. Hayvan sevgisi olmayana değil, acıması olmayana kızıyorum. Ben de onlara hiç acımıyorum. Bize muhtaç o hayvanlar. Ve ben Orfe gibi çaresiz bir hayvanı alıp 3 yıl sevgiyle büyüttüğüm için kendimle gurur duyuyorum ve ailemin bir bebek gibi onun gözünün içine bakması bizi gerçek bir aile yapıyor. İyi ki Orfe'yi tanıdım. Onun vadesi bu kadarmış, Romeo gibi o da güzel hatıralarımızda fotoğraflarda hayat bulacak. Eğer onlar için bir cennet varsa umarım koşturup oynuyorlardır !



3 Nisan 2014

Yarın Urfa ve Antep yolculuğuna çıkmadan önce tatil klasörlerimi düzenlerken farkettim ki yurt dışı tatillerinden çok Türkiye'nin tarihini ve kültürünü seviyorum, böyle yerlerin değerini bilmeli ve korumalıyız. Geçen yıl balayından önce Efes ve Şirince'yi gezmiştik, balayından sonra ise Bodrum'a gitmiştik. Onları hatırlamak istedim. Summertime sadness bugünün şarkısı olsun !

Off to Urfa and Antep tomorrow ! While I was managing my holiday folders understood that I like to be in Turkey more than foreign travels. We should know the worth and keep our own historical cities. I would you remind my last year's holiday photos. Summertime sadness is today's song for you !